Çocuklar

Çocukların Gelişim Yolculuğu

Pınar Fidancı tarafından

Pınar Fidancı

Psikoloji lisans ve gelişimsel psikoloji yüksek lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi'nde tamamladı. İzmir 'de çocuklarla çalışıyor.

Tüm biyografi için
 
11 Temmuz, 2017
Güvenli Bağlanma
Güvenli Bağlanma Ile Ilgili Ocak 2016'Da Redhousekidz'De Yayımlanan, Ezgi Berk Ile Yaptığımız Röportaj
 

  • E.B.. Bebekle anne arasında güvenli bağlanma kaç yaşında tamamlanır?

P.F.: Buna nihayeti olan bir hedef gibi bakmayalım, tüm hayatımıza eşlik eden bir süreç gibi düşün. Bu dünya güvenli bir yer mi? Ağladığımda beni duyan, anlayan, benimle ilgilenecek birileri var mı? Altımı pislettiğimde, annemin memesini acıttığımda, en berbat halimde bile sevilmeye devam eder miyim? Dünyayı keşfetmek güvenli mi, istediğimde güvenli limanıma dönebilir miyim? Tüm bu bilgiler beyinde limbik sistemde, yani alt beyinde daha çok bebekken kaydedilmeye başlıyor ve sonraki ilişkilerimiz için temel kalıbı oluşturuyor. Ayrıca kritik yaş dönemleri var bağlanma için. Mesela 7-9 ay arası çok önemli. Çünkü bebek bu zamanlarda kendisinin annesinden ayrı bir varlık olduğunu idrak etmeye başlıyor. “Annem gidebilir, onu görmüyor olabilirim, ama gitse de her zaman geri gelir, beni bırakmaz, o tekrar burada olana kadar ben de kendimi sakinleştirebilirim” bu dönemde bebeklerin ihtiyaçları birincil ebeveynin bunu hissettirmesi.. Bireyselleşmenin, bağımsızlaşmanın hız kazandığı önce 15-18 aylık dönem ve sonra da 2-3 yaş dönemleri de önemli. Burada da çocuğun ebeveyniyle ilişkisinde dünyayı keşfetmek için cesarete ve gerektiğinde sığınmak için güvenli bir limana ihtiyacı var. Liman çok açık olursa tehlikelere açık, ihmal edilmiş, ilgisiz, oyunsuz, "sert rüzgarlarda" savunmasız kalmış olurlar. Tam tersi çok kapalı olursa fazla kaygı ve fazla kontrol var demektir; çok güvenli ama yerinde eskiyen, becerileri gelişmeyen, hiç okyanusa açılamayan bir gemi gibi hayal et. Kıvamında bir liman, güvenli limandır; istediğinde açık denizlere açılırsın, keşiflere çıkarsın, risk alırsın, ilişkiler kurarsın, limanın da seni hep destekler, izler ama müdahalesiz..ihtiyaç duyduğunda kucak açar, sarar sarmalar, dinlenirsin, korunursun. Hepimizin güvenli ilişkilerde buna ihtiyacı var aslında.. Bunu çok iyi özetleyen çok sevdiğim bir güven döngüsü görseli var Cooper ve arkadaşlarının, ailelere hep gösteririm, sana da göstereyim.



  • E.B.: Erken bebeklikten itibaren güvenli bağlanma için neler yapmak gerekir?

P.F.: Güvenli bağlanma kurabilen sağlıklı ebeveyn ve çocuk ilişkisinde karşılıklı müthiş bir uyum, birbirini “görme” ve gerçekten “bir arada olma” vardır. Anne bebekle gülümseyerek konuşur, ona öyle bakar, bebek karşılık verir, anne bunu görür ve yine sözlerle, ses tonlarıyla gördüğünü ona geri yansıtır, bebek anlaşıldığını hisseder anneye uzanır..sözlerle tarif etmenin çok ötesinde daha bir sağ beyin konusu bu. Annenin bebeğini tutuşu, ona bakışı, konuşma sesi bu güveni destekler. Onunla gerçekten birlikte olmak, ona “şahit olmak”, içten merak göstermek ve en önemlilerinden birisi duygularını aynalamak ilişkinin temel dinamikleri olmalı. Yani bebekleri kucaklamak, dokunmak mutlaka çok önemli, ama hangi duygularla kucaklıyor olduğun belirleyici; yada çocuklarla oyun oynamak çok önemli, ama kontrolcü oynuyorsan mesela, yada yaptıklarını düzelten biriysen, yada mecburen onunla oraya oturduysan eğer, o oyunun bağlanmaya, ilişkiye bir faydası olmaz, tersi hatta..

Güvenli bağ kurmak için madde madde şöyle yapın, böyle yapın demek çok anlamlı değil bu yüzden, bu bir yemek tarifi gibi değil, çok daha derin.. Bir kere ebeveynin kendi ruh hali çok önemli, senin ruh sağlığın dengeliyse ancak o zaman bebeğinde güvenli bağlanmayı oluşturacak güvenli liman olabilirsin. Ebeveyn olmak insanın yaralarını iyileştirmez, çoğu zaman tam tersi olur; geçmiş yaraları su yüzüne çıkarır. Eğer ebeveyn çok kaygılıysa, dünyayı her an başına bir şey gelebilecek, hep temkinli olunması gereken bir yer olarak görüyorsa, çok tedirginse, kendi korkuları, baş edemedikleri yoğunsa çocuğun dünyayı keşfini, bireyselleşmesini, bağımsızlaşmasını destekleyemez, kaygı ketler onu. O zaman işte bu ilk ve çok önemli bağlanma kaygılı bağlanma olmaya eğilimli oluyor; çocuklar bağımlı, tedirgin, ebeveynin yokluğunda dayanamaz, onsuz yaşayamaz, güçsüz hissediyor, ilişkilerde yapışık oluyor. Odamda en çok ağırladığım bağlanma tipi bu son yıllarda..modern, eğitimli, mükemmeliyetçi, tam da özgüvenli çocuk yetiştirmek isteyen, “çok çok” yapan anneler çoğu zaman bebeğe çok iyi niyetlerle ama çok fazla kontrol uyguluyorlar. Her şey çok fazla bilgiyle açıklıyor mesela; 3 yaşındaki çocuğuyla “ellerine yıkamazsan mikroplar sindirim sistemine girer, seni hasta eder, sen mikropları göremezsin, ama onlar her yerde..” diye konuşan çok anne tanıyorum, bu uzun ve yüklü açıklamalar mantık değil evham enjekte ediyor aslında. Bir diğer güvenli olmayan bağlanma tipi de kaçınmalı bağlanma. İhmal edilen, ağlamalarına ilgisiz kalınan, depresif annelerin bebekleriyle kurdukları ilişki muhtemelen bu grupta oluyor. Bebekler, bu dünyada güvenebilecekleri kimse olmadığını, duygularını göstermenin güvenli olmadığını, ebeveynlerin onlara karşı duyarsız olduğunu öğreniyorlar, aynı şekilde onlar da ilişkilerinde duyarsız görünüyorlar. Sevgiye, ilgiye, güven duymaya çok ihtiyaçları olsa da bunların karşılanmayacağını öğrenmiş oldukları için kendi başlarının çaresine bakarak, duygularını ketleyerek, yakınlıktan kaçınarak yaşamaya başlıyorlar. "Issız adam ve kadınlar"ın geçmiş hikayelerinde sıklıkla bu motife rastlıyoruz. Yani güvenli bağlanma kurmak için öncelikle ebeveynin sağlıklı, dengeli bir ruh hali olmalı. Hatta kendi ebeveynleriyle bağlanmalarında yaralar varsa terapide bunlarla ilgili içgörü kazanıp, tamir etmiş olmak o kadar önemli ki.. Bebeklere “öyleymiş” gibi yapamayız çünkü..


  • E.B.: Bebeklerimizde güvenli bağlanma sağlamak için hayatla kendi bağımıza, kendi annelerimizle bağlanmamıza mı bakmalıyız? Buradaki yaraları nasıl fark edip çözebiliriz?

P.F.: Kendi ebeveynlerimizle kurduğumuz bağlanma çok önemli, biz de zaten aynı nedenden kendi bebeklerimizle güvenli bağlanma ilişkisi kurmaya bu kadar çok önem veriyoruz. Çünkü bu ilk kurulan bağlanma modeli sonraki ilişkiler için temel gibi.. Çünkü gidip gidip aynı ilk motife dönme eğilimindeyiz. Bu ilk ilişkide sevgiyi göstermek varsa, dokunmak varsa, güven varsa, o zaman kendi bebeğinle ilişkine bunu katmak çok daha kendiliğindenleşir. Ama mesela sen eğer annenden birini seversen onun için çok endişelenirsin, endişelenmek sevme göstergesidir’i öğrendiysen, bunu muhtemelen kendi bebeğinle ilişkine de taşırsın, çünkü sevme denen şeyin ilk nasıl bir şey olduğunu o kadar minikken ve o şekliyle öğrendin. Hatta bazen tam tersi de olur, “ben annem gibi olmayacağım” dersin, ama bu da aslında ebeveyninle ilk bağlanmanın şu zamana bir çeşit etkisidir yine, yoğun ve muhtemelen kırgın duygularla beslendiği için güvenli bağlanmadan uzaklaştırabilir insanı. Farkında olmak gerekiyor; geçmişteki dinamikleri kurcalamak bazen çok zorlayıcı olabilir, ama ancak farkında olursan anlarsın ve aynı döngüye girmekten kendini kurtarabilirsin. Psikoterapi bunun için var. Bence bir ebeveynin kendi çocuğu için yapabileceği en iyi şey kendi terapisinden geçmiş olması.

Tabi ki gelişim çok uzun bir seyahat gibi; mutlak neden-sonuç ilişkileri yok bu yolculukta... mesela birinin annesiyle çok bozuk ilişkilerin olabilir, ama sonraki yakın duygusal ilişkilerinde güvenli bağlanmalar kurup bağlanma yaralarını iyileştirmiş, güvenli bağlanma kurabilen bir yetişkin de pek tabi olunabilir. Psikoterapide bu ilk bağlanma dinamikleriyle ilgili içgörü kazanınca bunu yapabilmek çok daha mümkün oluyor.


  • E.B.: Hep anneden bahsettik, baba bu ilişkinin neresinde yer alıyor?

P.F.: Haklısın, birincil ebeveyn diye geçer aslında, ve çoğunlukla anneler geliyor aklımıza. Halbuki günümüzde babalar duygusal varlıklarıyla ve bakım veren davranışlarıyla evde ve bebeğin büyümesinde daha çok “var oldukça” bağlanmayla ilgili konular aynen onlar için de çok önem taşıyor. Bebeklerle konuşmak da çok önemli mesela, anlamıyor olduğunu düşünmeden, ses tonuyla bebeğe yönelmiş, yumuşak, hikayeci konuşmalar kastettiğim. Bir de bebeğin yaptıklarını aynalayan konuşmalar da çok iyidir, bu yansıtma konusunu Doğan Hoca (Cüceloğlu) çok tatlı yazar hep. “Şimdi bunun ne olduğunu merak ettin, uzanıp onu tutmaya çalışıyorsun, aa bu senin hoşuna gitti” gibi anlatmak tam bir şahitliktir bebekler için, ve çok da iyi gelir, tüm gelişim dönemleri için geçerli bu. Bu resim yapıp gösterdiğinde mesela çocuklar “süper, şahane” demek yerine, içten bir ilgiyle “a buraya bir ağaç çizmişsin, yanında mavi bulutlar var, sanırım yaz ayı bu, kocaman bir güneş yapmışsın sapsarı” demek çok daha iyi geliyor, gerçekten görülüyor o zaman çocuk çünkü, üstelik iyi kötü tamamen yargısız ifadelerle.. Rahatlatıcı, sakin kucaklamalar, dokunuşlar, yada gazını çıkartması bile babanın çok iyi mesela. Onu rahatlatabilecek, sıkıntılarına kulak veren bir değil iki kişi var, harika! Sonra biraz daha büyüyünce minik oyunlar..ama yine aynı kural; yönetmeden, sürekli öğretici olmayan, kolaylaştırmadan yada görev gibi olmayan, içten, eşlik eden oyunlar… Kitap okumak, uyku ritüellerinde bulunmak hep babaların da yapabileceği çok kıymetli şeyler. Beslenmenin büyüsüne dahil etmek için babaların da bebeklerine bir öğünü çıplak göğüslerine yatırıp biberonla vermesi öneriliyor..o anki zevk, bakışmalar, rahatlama, dokunma hepsi bir arada o kadar iyi geliyor ki hem babalara hem bebeklere..


 
Etiketler:
Güvenli, bağlanma, aynalama, bebeklik
Bu yazı toplam 114 kez görüntülenmiş.
 
Yorumlar
 
 
Yeni yorum ekle
Adınız: *
E-Posta Adresiniz: *
Web Sayfanız:
Yorum Başlığınız:
Yorumunuz: *
8 + 9 = *
 
 
Üye olmak istiyorum   Şifremi unuttum
    Aktivasyon kodu
Çocuklar Blogundan Son Yazılar
 
Pınar Fidancı tarafından yazılmış
 
Pınar Fidancı tarafından yazılmış
 
 
Pınar Fidancı tarafından yazılmış
 
En Popüler Yazılar
1
Tuba Erzan tarafından yazılmış
 
2
Sedar Ertaş tarafından yazılmış
 
3
Filiz Olcayto tarafından yazılmış
 
4
Mehmet Kartal tarafından yazılmış
 
5
Gamze Yildirimli tarafından yazılmış