Duygular Ve İlişkiler

Duyguların Hayatımızdaki Önemi

Filiz Olcayto tarafından

Filiz Olcayto Klinik psikoloji yüksek lisans derecesini Istanbul Bilgi üniversitesinden almıştır.
Tüm biyografi için
 
26 Mart, 2013
Neden Öfkelenmeliyiz
Öfkeyi Doğru Şekilde Ifade Etmeliyiz
 

Neden öfkelenmeliyiz...

İnsanlar bazı duyguları her zaman deneyimlemek, bazı duyguları ise hiçbir zaman deneyimlememek isterler. Hep mutlu, neşeli, huzurlu olmak isterken mutsuz, endişeli veya öfkeli olmak istemezler. Oysa deneyimlemek istemediğimiz duygularımızın da amacı bize bir şeyler anlatmak, bazı mesajlar vermektir. Öfke de genelde istenmeyen bir duygudur. Oysa öfke, şiddete dönüşmedikte ve doğru bir şekilde ifade edildiğinde, kişinin sınırlarını ve benliğini korumasına yardımcı olur. Uygun bir dille ifade edilemediğindeyse ya birikir kişinin kendisine zarar verir, ya da sosyal ilişkileri zedeleyebilir veya verilen tepkiden dolayı daha sonra suçluluk, vicdan azabı gibi duyguların yaşanmasına neden olabilir.

Aristotle’ın da dediği gibi, öfkeyi, doğru zamanda, doğru yerde, doğru kişiye ve doğru şekilde aktarmak akıl ve bilgelik gerektirir, ve bu kolay bir şey değildir. Kolay değildir, çünkü öfkeyi doğru bir şekilde ifade edebilmek için ilk önce öfkenin vermek istediği mesajı kişinin anlaması gerekir. Bu mesaj, kişinin hayır diyememesi ve sınırlarının ihlal edildiğiyle, haksızlığı uğradığıyla, incindiğiyle, engellendiğiyle, ihtiyaçlarının karşılanmamasıyla veya görülmediğini, duyulmadığını hissetmesiyle ya da daha derinlerde temas edilmesi çok daha zor olan duyguların (yetersizlik, değersizlik, utanç veya korku gibi) maskelenmesiyle ilgili olabilir. Duygunun vermeye çalıştığı mesajı fark etmediğimizde genelde bizi sinirlendiren olaya tepkili yaklışırız. Örneğin insan birinin kendisine baskı yaptığını düşündüğünde ve bu baskıya boyun eğdiğinde sinirlenir. Bu durumda kişi üç şekilde tepki verebilir.

1) öfkesini içine atar ( öfke birikir)

2) karşısındaki kişiyi suçlayarak tepki verir( karşısındaki de onu suçlar veya söylediklerinden dolayı daha sonra vicdan azabı çeker)

3) ya da karşısındakine, onu suçlamadan ne hissettiğini anlatır (bu da kolay bir şey değildir, örneğin bir erkeğin sen böyle yaptığında ben yetersiz hissediyorum demesi bile ciddi bir olgunluk gerektirir).

Bu seçenekleri biraz daha irdeleyecek olursak, kişi öfkesini içine attığında o öfke birikir ve biriken öfke pasif agresif bir şekilde ortaya çıkar. Kişi öfkelendiği olaya tepki veremediği için bitirilmemiş bir çok meselesi olur. Bu bitmemiş meseleler daha sonra olmadık yerlede olmadık kişilere çıkabilir (örneğin, eşine kızıp, bir şey söyleyemeyip trafikte kavga çıkarma, veya patronuna kızıp eşine bağırma gibi), veya daha ileri gidecek olursak depresyon gibi rahatsızlıklara yol açabilir. Burada öfkeyi yaratan aslında iç çatışmadır. Kişi bir tarafta baskıya boyun eğmek istemez ama diğer taraftan bu baskıya boğun eğer. Bir tarafı sakın yapma derken, diğer tarafı olmaz yapmazsan ayıp olur, küser, kızar gibi korkularla istenileni yapar. Bu durumda baskıya boğun eğmek istemeyen taraf ve boyun eğen taraf arasında bir iç çatışma yaşanır. Bu nedenle burada baskıya boğun eğen tarafı anlamak mesajı anlamak açısında önemlidir.

Kişi karşısındaki kişiyi suçlayarak tepki verirse, örneğin sen hep beni kısıtlıyorsun gibi bir tepki verirse, bu seferde diğer taraf eleştirildiği için küsebilir, alınabilir. Bu durumda kişi birde suçluluk hisseder, vicdan azabı çeker, nereden söyledim, keşke söylemeseydim der. İkinci seçenek ise karşılıklı eleştiri suçlamadır. “Sen ne biçim ebeveyinsin, beni hep kısıtlıyorsun” dendiğinde, diğer tarafta “ben senin iyiliğin için yapıyorum, ne kadar nankörsün” gibi karşı eleştiriye geçebilir ama bu da bir yere götürmez, iki tarafta kendisini daha kötü hisseder.

Üçüncü seçenekte ise kişi bu baskıya bir şekilde boyun eğdikten sonra karşısındakine neler hissettiğini anlatabilir. Örneğin bu aslında benim yapmak istediğim bir şey değildi bu nedenle şu anda çok kısıtlanmış hissediyorum, sınırlarım ihlal edilmiş gibi geliyor ve bu da beni kızdırıyor diyebilir. Bu durumda, karşıya bir eleştiri veya saldırı olmadığı için karşı taraftan da daha olumlu bir tepki beklenir. Ancak öfkeyi bu şekilde ifadebilmek için daha altta yatan sınırların ihlali veya kısıtlanmışlık hissinin farkında olunması gerekir.

Burada öfkeyi, saldırganlıkla veya sürekli sinirlilikle karıştırmamak önemlidir. Snırlarımız ihlal edildiği için öfkelenmekle , öfkeyi başkalarını korkutarak kontrol etmek için kullanmak çok farklıdır. Kendimizi, sınırlarımızı korumak için, karşıdakini suçlamadan ifade edilen öfke, sosyal ilişkileri güçlendirir. Kişiyi öfkelendiren meselenin de kişi üzerindeki etkisi, esas mesaj ifade edildiği için yok olur.

 
Etiketler:
Öfkelenmek, neden, önemli
Bu yazı toplam 1358 kez görüntülenmiş.
 
Yorumlar
 
 
Yeni yorum ekle
Adınız: *
E-Posta Adresiniz: *
Web Sayfanız:
Yorum Başlığınız:
Yorumunuz: *
3 + 4 = *
 
 
Üye olmak istiyorum   Şifremi unuttum
    Aktivasyon kodu
Duygular Ve İlişkiler Blogundan Son Yazılar
Filiz Olcayto tarafından yazılmış
 
Filiz Olcayto tarafından yazılmış
 
En Popüler Yazılar
1
Tuba Erzan tarafından yazılmış
 
2
Sedar Ertaş tarafından yazılmış
 
3
Filiz Olcayto tarafından yazılmış
 
4
Mehmet Kartal tarafından yazılmış
 
5
Gamze Yildirimli tarafından yazılmış